BİR KEZ DAHA ?


Mehmet Necmi Kaplan

Mehmet Necmi Kaplan

13 Haziran 2018, 16:31

Biraz önce sahuru yaptım.

Uyumak istiyorum.

Lakin gözüme uyku girmiyor.

Az önce bir video izledim. O kadar ağır geldi ki kaldıramadım. Bu yazıyı da o videoyu izledikten sonra yazıyorum. Video Suriyeli bir babanın çaresizliğini anlatıyor. 8-10 yaşındaki oğlu hava saldırısından sonra yaralanıyor ve ameliyat oluyor. Uyandıktan sonra oğlunun görmeyen gözlerinin feryadı yeri göğü inletmekle kalmıyor yürekleri inletiyor.

Ya babanın çaresizliği.

Allah’ım bu nasıl bir imtihandır. Bu nasıl acıdır. Bu nasıl feryattır. Empati yapamayacak kadar ağır bir acı

Yüreğim acı dolu. Zihnim tarumar. Suriyenin hesabını kime soracağız. Esad’a mı, kendimize mi yoksa dünyaya mı ? İnsan hakları dağıtan demokrasi havarisi ilerlemiş modern dünyaya mı?  Yoksa, inancımıza göre tek millet olan küfre mi? Kime soracağız!

Elbette kendimi suçlu görmüyor değilim.

Ben ülkem için ümmet için insanlık için üzerime düşeni layık veçhi ile yaptım mı?

Benim ülkem eğer 5 ten büyük olsa 5 den güçlü olsa bu zulüm bu şekilde yaşanır mıydı?

Benim ülkemin eğitimi kültürü bilimi diyaneti adamakıllı olsa ülkem bu durumda olur muydu?  

Benim ülkemin sanayisi ekonomisi teknolojisi 5 den büyük olsa bu zulüm yaşanır mıydı?

Ülkem Türkiye’nin dindarı, laiki, sağcısı, solcusu, Türkü, Kürdü, Alevi’si, Sünni’si birbirine hoşgörülü olup bir bütün olsa yürekleri yekvücut çarpsa dünyada;  edilgen değil etken olsa, kölemen değil egemen olsa acaba bu acıyı yaşar mıydık?  

Koymadılar ki kardeşim koymadılar. Yıllarca bizi bize düşman ettiler. Dindarı ayrı solcusu ayrı sağcısı ayrı Kürdü ayrı Alevisi ayrı zulüm görmedi mi?

Her dönemde ayrı ayrı içerden düşmanlar yaratılarak bizi bize düşman etmediler mi?

Fırsat bırakmadılar, kardeş olalım birlik olalım diye.

2000 li yılların başlarında Alevi/ Sünni/ Dindar/ Laik/ Türk/ Kürt/ Sağcı/ Solcu/ Erdemliler İttifakı yaparak zindanımız olan zihinlerden, kurallardan, mekânlardan, benliklerden, geçmişlerden, gelecek korkularından çıkacağız dedik. Çok güzel işlere şahit olduk.

Şahit olmak istemediğimiz nahoşluklar da oldu elbette, fakat küfür bırakmadı. Zindandan çıkma serüvenimiz erdemliler ittifakımızı bozmak için elinden geleni yaptı. İçimizden nefsine uyup makam, kadın ve para ile egoya, bencilliğe dönenler de oldu. 2010 dan sonra planlı saldırılarda küfre teşne olanlarda oldu. Hatta safça inanan da.

Erdoğan başarmasın diye koymadılar. İşte MİT krizi, Gezi, Rojova, 17 Aralık, Güneydoğu, Suriye Krizleri, Terör, 15 Temmuz. Tüm bunlar neyin göstergesi olabilirdi ki…

Evet; 2010 Arap baharı ile başlayıp direnişe geçen, Ortadoğu’yu yine dünyanın merkezi yapacak yapılara, milletlere erken doğum ve sonra demokrasi insan hakları adına zulüm… Oyunu başlatanlar oynamak zorunda kalanlar… Irak Mısır Libya Suriye Tunus Fas ...

Katar ve Türkiye de olsun istemediler mi?

Evet önyargısız kardeş  ve birlik, adil ve şeffaf olsaydık idik bunlar olamayacaktı. Koymadılar be kardeşim koymadılar. Kardeş olalım birlik olalım güçlü olalım istemediler.

Eleştirecek çok şey var biliyorum bende yaşıyorum. Eleştirecek bir şey yok diyenlerin her şeye kafa sallayanların gaflet dalalet ve hıyanet içinde olduğunu da ara ara düşünüyorum. Lakin yıkmak mı lazım? Devirmek mi lazım? İlla arşı inleten feryatları duymak mı lazım?

Evet, bende görüyorum eğitimde iyi olunamadığını ,yargıda her zaman adil kararlar verilemediğini, ekonominin 4 dörtlük gitmediğini. Ama bu süreçte tüm suçu Erdoğana yükleme kolaycılığına kaçacak kadar ucuzcu değilim…

Ülkemdeki 895 bin öğretmenin hiç suçu yok mu?

Yada adil karar verme cesaretini göstermeyen hakimlerin savcıların

Hâlâ yerli otomobil üretmeyen sermaye malum sahiplerinin hiç mi suçu yok?

Peki  yerli yazılımını yapamayan bizim yazılımcıların suçu hiç yok mu?

Bilimsel yayınlarının nakıslığıyla, üniversitelerin hiç mi suçu yok be kardeşim?

Evet tüm suçu Erdoğana atabiliriz. Son dönem popülist siyaset yaptığını, eleştiri ve istişareden uzaklaştığı eleştirilerini de yapabiliriz. Seçimi kazanmak adına ekonomik vaatlerini de adımlarını da eleştirebiliriz. Peki tüm suçu Erdoğana yüklemek mi çözüm?

Hatta devam edeyim. Kimi yerlerde yanlış aday da gösterdi, kimi belediye başkanları yanlışta yaptı. Bürokratlarından millete tepeden bakmış olanı da var elbet.

Tüm olumsuzlukların suçunu Erdoğan’a yükleyip adamı iktidardan indirdik diyelim.

Muharrem İnce mi, yoksa Meral Akşener mi bu ülkeyi taşıyacak. Hangisinde kadro cesaret tecrübe ve başarı var. Elimizle kaosa kapı mı açalım. Yapmayın kardeşler, yapmayın.

En kötü devlet devletsizlikten iyidir” der Alev Alatlı. Elimizle devletimize zarar vermeyelim. Evet Ortadoğu daha çok özgürlük demokrasi insan hakkı istedi. Küfrün batının dolduruşu ile. Şimdi çok ağır bedel ödüyorlar. Görmüyor musunuz tehlikeyi? Sosyal medyada cirit atan 3-5 trole kızıp mı Ak partiye Erdoğana ders vereceksiniz ?

Klişe söz olacak ama vefa bir semtin adı olmasın. Erdoğanın yaptıklarını unutmayın.  Ben sağlık devrimi, duble yollar, hava yolları, ekonomik kalkınma vs demeyeceğim. Kürt kardeşime şu şu hakları hakları verdi demeyeceğim. Ya da dindarlara tanınan başörtüsü özgürlüğünü de demeyeceğim. Alevilerin kendi kimliğini rahatça ifade etmesini de... Darbeye direnme geleneğini başlatmasını da...

Azerbaycan’ın Bosnanın Filistin’in Mısırın Suriyelinin Arakanın Afrikanın duasını da demeyeceğim.

Yazarken gözlerimi dolduran Anadolu’nun yarım yüzyılı aşmış ömürlerinde yüzlerindeki her çizgide bir acıyı bir hüznü gördüğümüz saf temiz ağzı dualı analarının/babalarının dualarını dahi demeyeceğim

Benim için Erdoğan bizim dünyaya evet dünyaya müslümanlara hristiyanlara yahudilere tüm mazlumlara yeniden umut olabileceğimiz inancının alameti  farikasıdır.

Eğer bu inancı bu umudu yitirirsek kaybedeceğiz. Evet, Erdoğan bu topraklarda doğan her çocuğun her gencin adaletli bir EMİR CİHAN olmasına kapı aralamıştır.

Evet Erdoğanın da hataları oldu. Hatta kendisi de itiraf ediyor. Lakin Erdoğanın yüreği ülke içinden aldığı o kadar yara, ihanet ve acıya rağmen hala Büyük Türkiye için çarpıyor.

Ve bu seçimi Erdoğan alırsa inanç ve umut devam edecek. Erdoğanın seçimi alması ile sorunlar bitmeyecek. Lakin doğan sorunları çözecek irade eylem ve cesaret Erdoğanda var.

Şuan için Erdoğan 3. Kez Viyanayı kuşatan komutan gibidir.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya yapılanı biz yapmayalım. Viyana kuşatması sürerken Merzifonluyu şikâyet eden vezir sultana şunu yazar: “Bizi Viyana önüne başarı ile getiren Merzifonludur. Viyanayı almaya ramak vardır. Bekleyen ve hata edende Merzifonlu Kara Mustafa Paşadır. Lakin Viyana’yı alabilecek tek kumandan da Merzifonludur Padişahım” der. Padişah o fırsatı Merzifonluya vermez ve gerileme çöküş başlar.

Erdoğan sultan olarak padişah olarak sadece milleti/bizi hep gördü. Şimdi o fırsatı vermezsek bu kez 2. Viyana’dan daha sert bir şekilde üzerimize gelecekler.

Sadece bu ülkenin çocukları anne babaları için değil, başta Ortadoğu ve İslam dünyası için umut olacak Türkiyenin çocukları gençleri ve bu çıkacak liderleri için vakit Erdoğana sahip çıkma vaktidir. Vakit Türkiye vakti değil vakit Büyük Türkiye’nin Doğum sancısında ebe olan Erdoğana sahip çıkma vaktidir.

Erdoğanın inmesi büyük Türkiye inancının milyonlarca gencin Alparslan, Selahaddin Eyyubi, Fatih Sultan olma umudunun gitmesidir.

Ben ne gözünü kaybetmiş çocuk feryatlarına nede o feryadın altında çaresiz kalmış babanın gökyüzüne yükselen sessiz çığlığına şahit olmak istiyorum.

İnancım, umudum Erdoğanın Büyük Türkiyenin doğumuna ebe olacağınadır.

Erdoğan Selçuk Beydir, Erdoğan Ertuğrul Gazidir.  

Bize düşen bu ülkenin çocuk ve gençlerine Alparslan, Kılıçaslan, Melik Şah, Selahaddin Eyyubi,  Osman, Yıldırım, Fatih çıkartma fırsatını kapatmamaktır.

Tercih sizin…

Videoyu izlemek isterseniz : https://m.youtube.com/watch?v=b0nhKeH6ZCc

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökmen uyanık - 1 yıl önce
Sizin duanıza amin diyerek söze başlamak gerek.. Ben olaya tamamen "merzifonlu" olayı olarak bakıyorum.. Öyle görüyorum.. Erdoğan gitmezse suriye olma ihtimalimizi daha yüksek görmemize rağmen ümmetin bekası için seçilmesi gerektiğini düşünüyorum.. Belki saldırılar daha da artacaktır ama bizim dik durmamız gerekecektir.. Ölümlü dünyada ölümden korkmamız gerek.. Allah ülkemizi ve şahsımızı korusun refahımızı yükseltsin, ilmimizi artırsın tabi kötü istemiyoruz ama korkmaktan da fayda gelmiyor.. Mesele haçlı hilal savaşına doğru gidiyorsa ki gidiyor bizim güçlü ve bu bilince sahip lidere ihtiyacımız var..
Avatar
Cevdet - 1 yıl önce
Yazı uzun olmuş ama mutlaka sonuna kadar okunmalı. Kaliminize yüreğinize sağlık.Yazınızı bir kaç arkadaşıma da attım.Ve şaşırdım. benim çelişkilerime bir nebze çözüm olmuş.
Avatar
Talha - 1 yıl önce
Yüreğine kalemine sağlık üstat.
Avatar
Feridun - 1 yıl önce
Şimdi oylar Reise o zaman. Biraz duygusal olmuş ama memlekett için
Avatar
Mehmet - 1 yıl önce
Eğrisi doğrusu artısı eksisi hepsi bir tarafa konulduğunda olumlulukların ağır geldiği çok açıktır bu nedenle Erdoğan’ın ve ak partinin yeniden yönetimde olması önemlidir hele ki ülkemizin içinde bulunduğu mevcut hal açısından hem yürütmede hem yasama da ortak bir gücün olması gerekmektedir
Zaten yazıda da belirttiğiniz gibi Erdoğan’ın çok alanda katkıları ortadadır küçük bahaneler le detay söylemlerle bu katkıları görmezden gelmek kabul edilemez hiç birşey siyah beyaz değildir
Aslolan hakkı ve doğruyu ifade edebilmektir bu noktada kimse üzerine düşeni yapmadan sadece suçlayarak tavır belirliyorsa bu da sorumsuzluktur
Erdoğan öyle yada böyle sorumluluk almıştır yükün altındadır önemli olan yüke el atmak ve gerektiğinde doğruyu samimiyetle ve açıkça da söyleyebilmektir mesele erdoğancılık değildir mesele erdoğana da doğruyu söyleyebilerek yanında durmak ve ona destek olmaktır
Mesele temelde Erdoğan’ın şahsı da değildir mesele temsil ettiği ve üstlendiği misyondur mesele millettir