Bağlanan Şeytan mı Yoksa İnsan mı?


SEYFETTİN BUDAK

SEYFETTİN BUDAK

01 Haziran 2018, 00:29

Ramazan ayı içinde yapılan sohbetlerin en vaz geçilmez sözü ‘’şeytanların bağlanması” sözüdür. Geçmişte hep aklımıza, şeytanın uzun bir zincirle bağlandığını gözümüz önüne getirir ve bizler de böylelikle Ramazan boyunca hiçbir günah işlemeyeceğimizi düşünürdük. 

Fakat etrafımızda işlenen onca kötülüklerin ve zulümlerin zincirle bağlanmış şeytana rağmen işlendiğini görünce, bunların niçin işlendiğine bir anlam veremezdik ya da bir anlam vermeye çalışmazdık.

Halbuki Kur’anın hemen hemen her suresinde Allah’ın metaforlarla bazı şeyleri vahyin nüzul olduğu muhatap topluma, onların kullanmış olduğu kavram, deyim ve sosyokültürel yaşamlarına yönelik öğelerle mesaj vermek için kullanıp anlattığını ya bilmez ya da işimize gelmediği için pek fazla kafa yormazdık.

Zuhruf suresinde de aynı şeyi görünce, bu şeytan konusuna biraz değinmek ve içimizdeki şeytanı atabilirsem eğer, çıkarıp atmak istedim.

‘‘Kim Rahman’ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu, onun bir yakın dostudur.’’(43;36) ayeti açık biçimde sunulduğunda, Allah niçin durup dururken zaten insana musallat olmuş şeytanı tekrar insana musallat eder? Haşa Allah, şeytanla birlikte mi iş tutuyor? Sorularını da hiçbirimiz sorma cesaretini gösteremezdik.  Bu durumun biraz da bizlerin Allah’a karşı göstermiş olduğumuz saygıdan kaynaklandığını düşünüyorum.

Evet, şeytan insanlara öyle musallat olur ki, insanların adeta şaftı kayar ve insanın her şeyi ters düz olur. ‘’Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.’’(43;37)

O da ne? Ahrette olacak, bir pişmanlık tablosunda, vahyin nüzul olduğu toplumdaki müşriklere musallat olanların, geçmiş ataları ya da kendilerini yoldan çıkaran müşriklerin ele başları olduğunu gördüğümüzde acaba bu şeytan denilen görünmez varlıklar, geçmişteki görünmeyen ataları olabilir mi? Sorusu aklıma da gelmiyor değil. 

Sunulan ahret tablosunda dediğimiz gibi bahis edilen şeytanın, şeytanın karakterine bürünmüş şeytan tabiatli insanların olduğu görmek mümkündür.

 ‘‘Sonunda bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın dost(muşsun sen)."’(43;38)

Allah da bu iki şeytan tabiatli insanları, aynı ahlaki ilke ve aynı sıfat içinde bir tutarak onları yargılar.

 ‘‘(Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız.’’(43;39)

Arap toplumunda gözle görülmeyen her şey bu atalar olabilir, herhangi bir şeyler olabilir, onlar için görünmez (cin) kavramı kullanıldığını ve Allah'ın, bu toplumdaki şeytan algısını, onlara yönelik kullandığını bilmek gerekir. 

Kısacası Allah, muhatap olduğu toplumu kendi silahıyla vurur dediğimiz de de pek fazla abartmış olmayız sanırım. Çünkü toplum kendi kelime, kavram ve zihinsel kodlarıyla kendisine hitap edildiği zaman, ancak onu anlayabilir ve gerekli dersleri çıkarabilir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.